Looking For Anything Specific?

SCHÖN, SIE SO SCHÖN AUSSEHEN


Oğlu Suriye teknolojinin gelişmesiyle artan estetik operasyonlar, yerini sağlıklı yaşam metodlarına bırakmaya başladı. O kadar çok yöntem var ki insanlar ilk olarak hangi yöntemi uygulayacağını şaşırıyor. Açıkçası hanımlar olarak biraz sevinçliyiz; çünkü ideal beden düşüncesine farklı yöntemlerle ulaşılması safra bizi bir parça özgür kılıyor.

Azından yöntemimizi kendimiz belirleyebiliyor ve ona dönemde değişen beslenme politikalarına En fazla taviz vermiyoruz. Ancak bu durum estetik operasyonları azaltmıyor; aksine doğal yöntemlerle paralel geliştirilmesi insanları estetik operasyon Lara daha çok teşvik ediyor olmasıdır. Doğal ve sağlıklı yöntemler ile teknolojik yöntemler arasında sık sık gidip geldiğimiz oluyor.
Başka bir deyişle, kusursuzluğa olan özlemimiz ile sonsuzluğa olan özlemimiz uluorta kapışıyor. Aslında onlar hep kapışıyor. Sanırım tam da bu yüzden bazı gerçekleri kabil etmek gerekiyor: Ne kadar sağlıksız olursa olsun “estetik” olarak tasvir edilen herşey bizde bir şekilde pozitif refleks oluşturduğu için aklımıza ilk olarak güzellik olgusu geliyor ve güzele teşne benliğimizin bazı güzellik tercihleri var.

Peki güzel nedir? Nerede bulunur? Varoluşsal bir özelliği kısıtlı böyle midir? Yoksa kalıtsal mı? Sonradan kazanılır mı? Manavdan satın alabilir miyiz? Güzellik ayva mıdır? Evet güzellik ayvadır; ancak hormonlu mu hormonsuz mu olduğu konusu tartışmalıdır ve bence hormonlu olduğunda, işin içine insan müdahalesi girdiğinden güzelliği bir parça azalır. Orada Faydası! Hey faydacı William beni hatırladın mı? Öncelikle belirtmek isterim ki güzel olduğu iddiasıyla reklamı yapılan, müdahaleye uğrayan, değişim geçiren herhangi bir varlık gerçekten güzel olsa safra –ki de
gerçekliğin dahi zahiri mi batıni mi olduğu tartışmalıdır-güzelliğinden bir parça eksilmiştir. Bu benim yargım, belki de önyargımdır. Ancak bilimsel araştırmalar sunması bunu gösteriyor ki yeryüzünde “altın oran” diye bir şey sahiden vardır. O göze hoş şeylerin kaydı bu orana yaklaştığı ölçüde güzel olduğu savını ileri sürebilir miyiz jelleri halde?

Gönüle hoş şeylerden vazgeçebilir miyiz gels? İlhan Şeşen olan bir fuar var: “Aylar geçti, yıllar geçti, benden geçti aşkolsun. Renkler soldu, gün kayboldu, akşam oldu sen yoksun!” Binbaşı İlhan bey nereden çıktın şimdi? Sen ellerinde çiçeklerle kapıda biraz daha bil. İşimiz var ayol. Hem sen de böyle olması güzelsin!
Acaba senin sesinde de altın tozu mu var? Ondan mı arada çıkardığın hışırtılar?
Yetkin boyutları verdiği düşünülen geometri ve sayısal bir oran bağıntısıdır en Altın oran; matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında, uyum açısından. Çok da sanatta ve mimaride kullanılmıştır TR. İtalyan matematikçi Leonardo Fibonacci'nin bulduğu sayı dizininin s birincil örneğinin insan vücudu olduğu ve hatta Leonardo da Vinci'nin bunu kanıtlayan çalışmasını 1492'de tamamladığı düşünülüyor. Aynı oranın ayçiçekte, insan yüzünde ve Picasso resimlerinde orada olduğu anlaşılmış.

Piramitler ve Mimar Sinan da pek çok eserinin mükemmel görüntüsünün altında da altın oran mucizesinin yattığı defalarca tekraredildi. Görüldüğü üzere altın oran mimaride çok etkili; fakat vazgeçilmez değil. Ernst Neufert; Weimar Devlet İnşaat Yüksekokulu ile verdiği derslerden 7. kitabının öndeyişinde; “Ebedi olma öğretisinin temeli, gelişimin hizmetçisinin tarifler,kutucuklarda hazır bırakın
bilgelikler, konservelenmiş bilgelikten ziyade; yapıtaşları elemanlar, köşeler ve bunlarla beraber birleştirmenin, inşa etmenin, şekil vermenin ve nihayet uyum yöntemlerini sunmasına dayanır.” diyor. Hatta Nietzsche'den ister yaparak “Ancak kendisini geliştiren benimle ilişkisini sürdürür.” savından hareketle öğrencilerine cicili bicili tavrı kazandırmayı hedeflemiş. Dolayısıyla, yapı tasarımını anlattığı kitabında köşeleri yada vermeyi taahhüt ederken gerçek bir öğretmen gibi köşeleri ve birleştirmeyi öğrencisine bırakacağını ifade ediyor derlenmiş derlenmiş. Çünkü o; doğuştan mimar olan kişilerin kendi dünyasında tasavvur etmek isteyeceği onlarca ideal olduğunu, bu kişilerin renkleri, malzemeleri kullanarak çaba harcamaya özlem duyduğunu ve inşa etmenin, kişinin kendisine bir özelliği olduğunu düşünüyor vardır. Buradan hareketle güzellik duygusunun yaratılıştan geldiğini söyleyebiliriz. Zira
Ebedi Olan ise altın oranı sağlayan bir “Adem” yaratmasından daha doğal ne olabilir ki? Tam burada aklıma bir soru takılıyor: Mısır piramitlerinin de Mimar Sinan eserlerinin de altın oranı sağladığı tespit edildiği yığın; neden insanlar birini uzaylıların kondurduğunu düşünüp bu işin içinden sıyrılırken, bir diğerini muhteşem insan zekasına atfederek hiç tereddüt etmiyor.

Acaba güzellik yaratılıştan geldiği kadar, yaşayıştan etkileniyor olabilir mi? Altın oranı sağladığı ayçekirdeği ayçiçek sevmeyen biri için ne kadar anlamsızsa, Picasso eserleri hakkında bilgi autore olmayan biri için de onun eserleri o kadar anlamsız ve Picasso nasıl ünlü olduğu anlaşılmayan abuk bir ressamdan ibaret dökümü yapılmış. Demek ki güzelliğin kendisi ile güzellik algımız arasında ciddi bir fark var. Önce Demek ki güzel olması için altın oranı yakalaması gerektiğini düşündüğümüz varlık-canlı yahut cansız, şöyle olsun-güzellik anlayışımızla örtüştüğü ölçüde güzel. Yoksa burada bakımdan altın oranı tutturan bir insanın sıfatında gördüğüm iblisi nasıl açıklarım?
Ne kadar insanı hayvandan ayıran temel özelliğinin akletmek olduğu iddia edilse de insanın yaratılıştan gelen tek özelliği düşünmek değil onun. Doğada insana özgülenmiş durumda beri Güzellik, inanç ve estetik gibi bazı yüksek duygular. Dolayısıyla güzellik karşısında verdiğimiz tepkiler de kendiliğinden oluşan reflekslerimizle açıklanabilir. Bu bazen bir çiçek, bazen de gün batımı tarafımızca fotoğraflanıp instagram yüzden'da sergileniyor. İşbu fotoğrafın bir sanat eseri olmadığının elbette hepimiz farkındayız; ancak çiçeğin senin gibi gün batımının kendisinden kaynaklanan ve sanattan da ileri bu güzellik hissiyatından ve jeller
diğer insanlarda oluşturacağı güzel duygulardan şüphemiz yok demek.
Platon, Hegel ve Heidegger güzelliği ıde ile birleştirmiş.

Ide: kendiliğinden var olan,duyularla değil ruhsal olarak, anımsama yoluyla kavranabilen ya da duyularla yalnızca görüngüleri algılanabilen asıl gerçeklik. İdeyi, dolaylı yoldan güzelliği, hakikatle özdeşleştirmişler. Demek gerçek olduğunca güzel, güzel olduğunca gerçek olduğunda; estetikten bahsedebiliriz. Buna ilişkin üçünden de onlarca güzel ister yapabilirim. Fakat o zaman güzel olmaz.  Sıkıcı ve teknik olur. Bir solukta hap gibi yutulabilecek şeyler söylemezsem, beğeni alamam. Azından bir süre daha varolabileyim en tiz sesini sunmalıyım ki TR Bu yüzden daha nokta atışı hareketlerle ilerleyerek herkesi tüketen topluma tüketsin diye çığlıklarımın yalnızca. Ne dersin? Zira sözcüklerim kıskanç bir mahluka maruz kalırsa “bu da kendini bir şey diyerek gönlümü incitebilir olmak” zannediyor. Peki bu güzel olur mu? Hemen olmaz deme! Yıkımdan beslenen kimseler için gayet de güzel bir sonuç olur. Çünkü güzellik
aslında fıtri olduğu kadar ırsidir; ancak yine de bazı güzelliklerin sonradan öğrenildiğini söylemek mümkün. Güzellik daim bulunduğu çağdan onu, kitlesel faaliyetlerden, eğitimden ve hatta tercihlerden etkilenir. Orada Hatta bu yüzden zaman zaman gelişirken zaman zaman körelir. Ancak bizim karanlık tarafla pek de işimiz yok. Gördün mü aydınlığı karanlığa tercih ederek güzelliği nerede arayacağımı sınırladım. Sınırladığımı varsaydım desek daha doğru olur ve güzelliği arayacağım alanı sınırlamam, diğer ihtimallerin güzelliğini yok etmez. İçin horova yoktur, biri cemal diğeri ıse beyan onlar Gazali'nin de dediği gibi “İki şey vardır ki.”
Aa Altın oranı tutturan bir yüzde “Lucifer” görmeme sebep teşkil eden şeyi buldum mu acaba?

-Ev İlhan bey işe alma, evde iş almak. Çiçekler duruyor mu?

"Sitemizde köşe yazarı olarak yazı yazan tüm yazarlarımız yazdıkları yazı ve görüşlerden tamamıyla kendileri sorumludur. Köşe yazarlarının yazılarından dolayı İnternet Haber Yayıncılık AŞ. (elmaelma.com) hiçbir şekilde yasal sorumluluk kabil etmemektedir."

Kommentar posten

0 Kommentare